Globalleşen dünyada Avrupa Birliği’ne üyeliği hedeflemiş bir Türkiye’nin rekabetçi piyasa koşullarına kavuşmak üzere yaptığı reformların kısa bir tarihçesi verilmekte olup; ayrıca 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında, Türkiye Elektrik Üretim-İletim A.Ş.’nin yeniden yapılandırılmasıyla oluşan şirketlerin piyasadaki rolleri açıklanmakta ve piyasada mevcut diğer aktörlerin hedeflerine genel bir bakış açısı sergilenmektedir.

* * *

Değerli Konuklar,

Elektrik enerjisi sektöründe;

  • Verimliliği artırmak,
  • Maliyetleri azaltacak rekabet ortamını oluşturmak,
  • Özel sektör katılımının temin edilmesi,
  • Arz güvenliğinin sağlanması

ve

elektrik enerjisinin tüketicilere;

  • Yeterli,
  • Kaliteli,
  • Sürekli,
  • Düşük maliyetli

sağlanmasının temin edilebilmesi için, elektrik enerjisi sektörünün, günün gelişen şartlarına uygun olarak yeniden yapılanması ihtiyacı doğmuştur.

Bu kapsamda yeni bir piyasa modeli öngörülmüştür.

Öngörülen bu  piyasa modeli, liberal bir piyasa yapısında; rekabet ortamını temin edecek, piyasa katılımcıları arasında ikili anlaşmalara, dengeleme ve uzlaştırma mekanizmasına dayalı bir modeldir.

Ülkemizde de elektrik enerjisi sektörü reformu çalışmaları, Avrupa Birliği’nin 96/92 sayılı Direktifinin yayımlanmasından bir yıl sonra 1997 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından başlatılmıştır.

Çalışmalar, Avrupa Birliğine üyelik sürecinde 2000 yılının Kasım ayında açıklanan “Katılım Ortaklığı Belgesi” ile ivme kazanmıştır. Katılım Ortaklığı Belgesinde; elektrik ve doğal gaz piyasalarının Avrupa Birliği direktiflerine uygun olarak serbestleştirilmesi ve bu bağlamda görevini etkin biçimde ifa edecek bağımsız bir düzenleyici kurulun tesis edilmesi öngörülmüştür. Aynı zamanda, enerji sektörünün serbestleştirilmesi çalışmalarının bir parçası olarak sektörde faaliyet gösteren kuruluşların yeniden yapılandırılması hususu da “Belge” kapsamında yerine getirilmesi gereken faaliyetlerdir.

Ülkemizde elektrik enerjisi üretimi, iletimi, dağıtımı ve satışı 1980’li yılların ilk yarısına kadar bir kamu hizmeti olarak telakki edilmiştir. Sektördeki özelleştirme çalışmaları ise 1984 yılında yayımlanan 3096 sayılı Kanunla başlamış ve Devletin taraf olduğu sözleşmelerle belirli bir süre ve bölge bazında; bir kısım elektrik üretim, iletim ve dağıtım hizmeti için bir özel sektör kuruluşunun görevlendirilmesi öngörülmüştür.

Serbest piyasaya geçişin ilk adımı olan 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu; 20 Şubat 2001 tarihinde kabul edilmiş ve 3 Mart 2002 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Bugün enerji sektörü, çıkarılan yeni kanun ve ikincil  mevzuatlarla düzenlenmiş bir piyasa yapısı ile yeni bir döneme girmiştir.

Bu piyasa yapısında ;

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ülkemizin enerji politikalarını; makro ekonomik hedefler doğrultusunda, hükümetlerin ekonomik politikaları, ülkenin finansman strateji ve olanakları, enerji arz ve talep durumunu göz önüne alarak belirleyecektir.

Bu çerçevede;

ülke enerji ihtiyacının, amaçlanan ekonomik büyümeyi gerçekleştirecek sosyal kalkınma hamlesini destekleyecek ve yönlendirecek şekilde;

  • Zamanında,
  • Yeterli,
  • Güvenilir,
  • Ekonomik koşullarda

ve çevresel etki de göz önüne alınarak sağlanması için kısa, orta ve uzun dönem enerji planlaması çalışmalarını yapacak.

Enerji Piyasası Denetleme Kurulu ise, piyasanın belirlenen bu politikalarla uyumlu çalışmasını sağlayacak piyasa içi düzenleme ve denetleme faaliyetlerini yürütecektir.

Rekabete dayalı serbest  piyasa modelinin işleyişi için;

  • Dağıtım ve üretimde, piyasa hedeflerine uygun özelleştirmelerin gerçekleşmesi,
  • Rekabete açık arz piyasasının oluşturulması,
  • Eşit taraflar arasında;
  • Ayrım gözetmeyen,
  • Rekabete dayalı,
  • Şeffaf bir piyasa teşkili.

Bu piyasa yapısında;

  • Piyasa risklerinin asgari düzeye indirildiği,
  • Güvenin tesis edildiği,
  • Serbestleştirilmenin gerçekleştirildiği bir piyasa yapısı ile yerli ve yabancı müteşebbisler açısından yatırım yapılacak cazip bir sektör oluşturmak.

Yeniden yapılanma çalışmalarının  tamamlanması ve piyasanın işlerlik kazanması için

  • Rekabete açık yeterli arz fazlasının oluşması,
  • Özelleştirme sürecinin hızla başlatılarak sonuçlandırılması
  • Dağıtım bölgelerinde Elektrik kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi,
  • Piyasa modelinin gerektirdiği teknik ve teknolojik alt yapının ve yatırımların yapılması,
  • Toptan ve perakende satış fiyatlarının hesaplanmasında gerçek maliyetlerin yansıtılmasına titizlikle uyulması.
  • Perakende satış fiyatları içerisinden Elektrik Piyasası ile ilgili olmayan unsurların çıkarılması, bedelsiz veya tarife altı uygulamalara son verilmesi.
  • Eşit taraflar arasında ayrım gözetilmeksizin dağıtım ve iletim hizmetlerinin sunulması,
  • Piyasada, verimli, istikrarlı ve ekonomik bir sistemin oluşturulması ve korunması için rekabet ortamına uygun bir alt yapının sağlanması,
  • Üçüncü şahısların dağıtım ve iletim sistemine bağlantı ve sistem kullanım taleplerinin sisteme erişim hakkı gözetilerek karşılanması,

Liberalleşme ve AB’ye tam üyelik perspektifi doğrultusunda serbest piyasanın oluşturulması için çıkarılan yasalar kamu sektörünün rolünü çerçevelemektedir.

Enerji sektöründe serbest piyasa modelini oluşturmuş ülkelerde yaşanılan tecrübeler, tekelci yapıdan rekabete dayalı sisteme geçişte dengelerin korunması ve sürdürülebilir bir kalkınma ile enerjinin güvenli arzının sağlanması için kamu sektörünün hassasiyetle taşıması gereken roller olduğunu göstermiştir.

Yeni piyasa modelinin hayata geçirilmesi sürecinde kamu da yapısal değişikleri gerçekleştirmiş, bu bağlamda  TEAŞ üçe bölünmüştür.

Oluşturulan  yeni yapıda, iletim faaliyetinden sorumlu Türkiye Elektrik İletim A.Ş (TEİAŞ), elektrik toptan satışı faaliyeti ile iştigal etmek üzere Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş. (TETAŞ) ve üretim faaliyetinde bulunmak üzere Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) ile dağıtım ve perakende satış faaliyetlerini yürüten Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) dır.

TEDAŞ ve EÜAŞ kamudaki dağıtım ve üretim tesislerini ellerinde bulundurmaktadır. Elektrik Piyasası Kanunu’nun 14. maddesi ile Elektrik Üretim A.Ş. ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş., bunların müessese ve bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın görüşü alınmak suretiyle 4046 sayılı Kanun uyarınca Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından özelleştirilmeleri hüküm altına alınmıştır. Bu cümleden olmak üzere, özelleştirme sürecini üretim ve dağıtım olarak değerlendirmek gerekmektedir

Mevcut durumda, kısa ve orta vadede özelleştirilecek olan kamu mülkiyetindeki şirketler için piyasa payı kısıtlaması bulunmamaktadır.

Bu kapsamda; kamu üretim şirketi olan EÜAŞ’ın uhdesinde bulunan üretim tesisleri yükümlenilen maliyetlerin bertaraf edilmesindeki rolleri de dikkate alınarak özelleştirilmelidir. Dağıtım ise mümkün olan en kısa zamanda özelleştirilecektir.

EÜAŞ sadece özel sektör yatırımlarının yeterli olmaması durumunda Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu onayı ile yeni üretim tesisi yatırımı yapabilecektir.

Türkiye, 2000 yılında yaşanan ekonomik krize paralel olarak bir duraksama göstermiş ise de, OECD ülkeleri arasında elektrik piyasası en hızlı büyüyen ülkedir. Öyle ki, geçtiğimiz 20 yılda elektrik piyasasındaki yıllık ortalama büyüme %8 civarında gerçekleşmiş olup, 2002 yılında Türkiye toplam kurulu gücü 34.000 MW düzeyine ulaşmıştır.

2002 yılında kurulu gücün üretici kuruluşlara göre dağılımı şöyledir:

  • EÜAŞ………………………….. : %66,5
  • AYRICALIKLI ŞİRKETLER… : %3,5
  • OTOPRODÜKTÖRLER…….. : %11,5
  • MOBİL…………………………. : %1,7
  • ÜRETİM ŞİRKETLERİ………. : %14,7
  • İŞLETME HAKKI DEVRİ…… : %2,1

EÜAŞ, şu anda devletin sahip olduğu santralların işletilmesinden sorumludur.

2002 yılında EÜAŞ’ın Bağlı Ortaklıklar dahil kurulu gücü ise,

TERMİK……….. : 10.949,6    MW

HİDROLİK…….. : 10.108,7    MW

T O P L A M…. : 21.058,3    MW

2002 yılında Türkiye toplam kurulu gücünün %67’sini ve toplam üretimin %60’ını sağlayarak piyasanın önemli bir kısmını elinde tutarken, bugün üretimde bu değer %45’lere inmiştir. Bir taraftan da özelleştirme programı takvimine uygun olarak portföy hazırlıkları sürdürülmektedir. Tedrici bir şekilde piyasadaki payını azaltmakta olan kamu sektörü rekabet sistemine geçerken enerji üretiminde güvenilirliği sağlamaktadır.

Rekabete açılan elektrik, doğal gaz, su, telekomünikasyon, ulaştırma gibi “ağ sanayi” durumundaki alt yapı sektörlerinde, şebekeleri ilgilendiren faaliyet alanlarının doğal tekel niteliği göstermesi nedeniyle kamu sektörünün elinde olması; şebekeye ulaşım ve şebeke kullanımı açısından farklı bir alternatif ekonomik olarak oluşturulamayacağından, özelleştirilmiş olsa bile bu alanlarda düzenleme ihtiyacı devam edecektir.

Bu bağlamda iletim faaliyeti TEİAŞ’ın tekelinde olup, orta vadede TEİAŞ’ın özelleştirilmesi düşünülmemektedir.

Fiyatların tamamen rekabet ortamında belirleneceği döneme kadar satış fiyatlarında istikrarın sağlanması için başlangıçta maliyetleri karşılamak üzere fiyatlarda yaşanacak artışın değişken ve belirsiz olmamasına yönelik düzenlemelerin yaşama geçirilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla kamu toptan satış şirketi olan TETAŞ, mevcut sözleşmeler kapsamında elektrik enerjisi satın alındığı müddetçe varlığını koruyacaktır.

Yeni tanımlama içerisinde kamusal erk; yatırım güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilmesi için eşit taraflar arasında ayrım yapılmamasını, kararların günlük siyasi mülahazalarla oluşturulmamasını, şeffaflığı ve düzenleme sürecinde ilgili tarafların katılımını sağlayacak yönetişim olgusunu temin etmek durumundadır.

Piyasada; iletim faaliyeti ile birlikte, verimli, istikrarlı ve ekonomik bir sistemin oluşturulması ve korunması için rekabet ortamına uygun bir alt yapının sağlanması, Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezinin işletilmesi, yan hizmetlerin sağlanması Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’nin (TEİAŞ) sorumluluğundadır.

Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi ile tamamlanan ikili anlaşmalar piyasası öngörülmektedir. Piyasada faaliyet gösterilmesi için seçilen yöntem ise lisanslandırmadır. Sisteme erişim düzenlemeye tabidir.

Piyasa modeli, yeni düzenlemelerin yapılmasının yanı sıra Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezinin piyasa işletmecisi fonksiyonunu yerine getirecek şekilde kurulmasını ve bu Merkeze işlerlik kazandıracak ölçme-iletişim-kontrol alt yapısının belirli bir program çerçevesinde tesis edilmesini de zorunlu kılmaktadır.

Piyasa modelinin ana unsurlarından biri olan ikili anlaşmalar, tüm koşulları ve süresi taraflar arasında serbest olarak belirlenen özel hukuk hükümlerine tabi anlaşmalardır.

İkili anlaşmalarda öngörülen hedef, müşterisinin tüm elektrik enerjisi ihtiyacının tedarikçi tarafından sağlanmasıdır. Müşterilerin zaman içerisinde elektrik enerjisi ihtiyacında oluşabilecek değişimler de bu kapsama girmektedir. Bu nedenle, ikili anlaşmaların, müşterinin yük eğrisini mümkün olduğu kadar karşılayacak şekilde yapılmış olması gerekmektedir.

Bununla birlikte, Dengeleme ve uzlaştırma mekanizmasının tüm unsurları itibarıyla işler hale gelmesine kadar geçecek sürede, piyasa katılımcılarının ikili anlaşmalar konusunda deneyim kazanmaları ve sistem dengesizliğinden kaynaklanan ek maliyetlere aşırı şekilde maruz kalmamaları için, bir tarafı kamu olan ikili anlaşmalar düzenlemeye tabi olacaktır.

Sonuç  olarak;

Reformda başarı sağlanması, tüm piyasa katılımcıları tarafından kabul görmesi ve desteklenmesi ile mümkün olacaktır. Bu doğrultuda serbest piyasaya yumuşak bir geçiş yapılması önemlidir. Piyasa aktörleri arasında yakın işbirliği ve etkin koordinasyon en önemli unsurlardır.

Tüm piyasa katılımcılar tarafından benimsenen hem kamu hem de özel sektör tarafından ortak bir hedef olarak kabul edilen bir anlayışla bu yeni piyasa yapısını oluşturmak ve işletmek zorundayız.

Kamu; kanunun kabulünden bu yana serbest piyasaya geçiş için üzerine düşen bütün görevleri yerine getirmektedir.

Gerek piyasanın en önemli unsurlarından biri olan özelleştirme konusunda, gerekse talebin artması ve arzın yeterli olmaması durumunda ilgili mercilerden gerekli izinler alınarak yeni üretim tesislerinin inşa edilmesi konularında da gelecekte üzerine düşeni eksiksiz olarak yerine getirecektir.

* * *

EXECUTIVE SUMMARY

In this presentation, we strive to reflect the short history of the huge strides taken by Turkey to liberalize its energy market in such a way that it competes in a fiercely competitive market.  The magnitude and importance of this reform process could only be understood correctly by the market participants, if the existing circumstances under which the reform process is carried out are well evaluated.

Turkey, on the one hand, tries to meet the challenge of bringing its energy legislation in line with the European Energy Laws and, on the other, to increase the competitiveness of its whole energy sector.

To this end, in this presentation, in the scope of the Law No. 4628, the role of the entities created by unbundling of TEAŞ in the market place is made quite clear. On top of that, a very broad approach has been presented in order to shed light on the aspirations and achievements of the other market players.

Leave a comment