Araştırma ve Yazılar

Kojenerasyon konuşmasından notlar

Küreselleşme ve AB’ye tam üyelik perspektifi doğrultusunda serbest piyasanın oluşturulması için çıkarılan yasalar kamu sektörünün rolünü çerçevelemektedir.

Enerji sektöründe serbest piyasa modelini oluşturmuş ülkelerde yaşanılan tecrübeler, tekelci yapıdan rekabete dayalı sisteme geçişte dengelerin korunması ve sürdürülebilir bir kalkınma ile enerjinin güvenli arzının sağlanması için kamu sektörünün hassasiyetle taşıması gereken roller olduğunu göstermiştir.

Konuşmam üç ana bölümden oluşmaktadır. Elektrik piyasasına geçiş süreci, piyasa yapısı, kamunun bugünkü ve gelecekteki durumu.

Ülkemizde elektrik enerjisi sektörü reformu çalışmaları, Avrupa Birliği’nin 96/92 sayılı Direktifinin yayımlanmasından bir yıl sonra 1997 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından başlatılmıştır.

Çalışmalar, Avrupa Birliğine üyelik sürecinde 2000 yılının Kasım ayında açıklanan Katılım Ortaklığı Belgesi ile ivme kazanmıştır. Katılım Ortaklığı Belgesinde; elektrik ve doğal gaz piyasalarının Avrupa Birliği direktiflerine uygun olarak serbestleştirilmesi ve bu bağlamda görevini etkin biçimde ifa edecek bağımsız bir düzenleyici kurulun tesis edilmesi öngörülmüştür. Aynı zamanda, enerji sektörünün serbestleştirilmesi çalışmalarının bir parçası olarak sektörde faaliyet gösteren kuruluşların yeniden yapılandırılması hususu da Belge kapsamında yerine getirilmesi gereken faaliyetlerdir.

Ülkemizde elektrik enerjisi üretimi, iletimi, dağıtımı ve satışı 1980’li yılların ilk yarısına kadar bir kamu hizmeti olarak telakki edilmiştir. Sektördeki özelleştirme çalışmaları ise 1984 yılında yayımlanan 3096 sayılı Kanunla başlamış ve Devletin taraf olduğu sözleşmelerle belirli bir süre ve bölge bazında; bir kısım elektrik üretim, iletim ve dağıtım hizmeti için bir özel sektör kuruluşunun görevlendirilmesi öngörülmüştür.

Serbest piyasaya geçişin ilk adımı olan 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu 20 Şubat 2001 tarihinde kabul edilmiş ve 3 Mart 2002 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunla hedeflenen; elektrik enerjisinin rekabet ortamında ticareti yapılabilen bir piyasa malı olarak, yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulmasına dayalı bir piyasasının oluşturulmasıdır

Elektrik piyasası reformunun ana ilkelerini 8 başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar,

  1. Rekabet
  2. Maliyetleri yansıtan bazda fiyatlandırma
  3. Arz güvenliği
  4. Eşit taraflar arasında ayrım gözetilmemesi
  5. Şeffaflık
  6. Teşvik bazlı düzenleme
  7. Özel sektör katılımı
  8. Yönetişim

Elektrik piyasasına ilişkin kamunun durumu ve üstlendiği rol başlıklar halinde; TEAŞ’ın üçe bölünmesi ile oluşturulan şirketlerden sırasıyla iletim faaliyetinden sorumlu Türkiye Elektrik İletim A.Ş (TEİAŞ), elektrik toptan satışı faaliyeti ile iştigal etmek üzere Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş. (TETAŞ) ve üretim faaliyetinde bulunmak üzere Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) ile dağıtım ve perakende satış faaliyetlerini yürüten Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ)’dir.

TEDAŞ ve EÜAŞ kamudaki dağıtım ve üretim tesislerini ellerinde bulundurmaktadır. Elektrik Piyasası Kanunu’nun 14. maddesi ile Elektrik Üretim A.Ş. ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş., bunların müessese ve bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın görüşü alınmak suretiyle 4046 sayılı Kanun uyarınca Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından özelleştirilmeleri hüküm altına alınmıştır. Bu cümleden olmak üzere, özelleştirme sürecini üretim ve dağıtım olarak değerlendirmek gerekmektedir

Mevcut durumda, kısa ve orta vadede özelleştirilecek olan kamu mülkiyetindeki şirketler için piyasa payı kısıtlaması bulunmamaktadır.

Bu kapsamda; kamu üretim şirketi olan EÜAŞ’ın uhdesinde bulunan üretim tesisleri yükümlenilen maliyetlerin bertaraf edilmesindeki rolleri de dikkate alınarak özelleştirilmelidir. Dağıtım ise mümkün olan en kısa zamanda özelleştirilecektir

EÜAŞ sadece özel sektör yatırımlarının yeterli olmaması durumunda Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu onayı ile yeni üretim tesisi yatırımı yapabilecektir.

EÜAŞ, şu anda devletin sahip olduğu santralların işletilmesinden sorumludur.

2002 yılında Türkiye toplam kurulu gücünün %67’sini ve toplam üretimin %60’ını sağlayarak piyasanın önemli bir kısmını elinde tutarken, bugün üretimde bu değer %45’lere inmiştir. Bir taraftan da özelleştirme programı takvimine uygun olarak portföy hazırlıkları sürdürülmektedir. Tedrici bir şekilde piyasadaki payını azaltmakta olan kamu sektörü rekabet sistemine geçerken enerji üretiminde güvenilirliği sağlamaktadır.

Rekabete açılan elektrik, doğal gaz, su, telekomünikasyon, ulaştırma gibi “ağ sanayi” durumundaki alt yapı sektörlerinde, şebekeleri ilgilendiren faaliyet alanlarının doğal tekel niteliği göstermesi nedeniyle kamu sektörünün elinde olması; şebekeye ulaşım ve şebeke kullanımı açısından farklı bir alternatif ekonomik olarak oluşturulamayacağından, özelleştirilmiş olsa bile bu alanlarda düzenleme ihtiyacı devam edecektir.

Bu bağlamda iletim faaliyeti TEİAŞ’ın tekelinde olup, orta vadede TEİAŞ’ın özelleştirilmesi düşünülmemektedir.

Fiyatların tamamen rekabet ortamında belirleneceği döneme kadar satış fiyatlarında istikrarın sağlanması için başlangıçta maliyetleri karşılamak üzere fiyatlarda yaşanacak artışın değişken ve belirsiz olmamasına yönelik düzenlemelerin yaşama geçirilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla kamu toptan satış şirketi olan TETAŞ, mevcut sözleşmeler kapsamında elektrik enerjisi satın alındığı müddetçe varlığını koruyacaktır.

Yeni tanımlama içerisinde kamusal erk; yatırım güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilmesi için eşit taraflar arasında ayrım yapılmamasını, kararların günlük siyasi mülahazalarla oluşturulmamasını, şeffaflığı ve düzenleme sürecinde ilgili tarafların katılımını sağlayacak yönetişim olgusunu temin etmek durumundadır.

Değerli dinleyiciler,

Konuşmamın bu bölümünde sizlere Türkiye elektrik piyasasına ilişkin bazı istatistiki bilgiler vermek istiyorum. Türkiye, 2000 yılında yaşanan ekonomik krize paralel olarak bir duraksama göstermiş ise de, OECD ülkeleri arasında elektrik piyasası en hızlı büyüyen ülkedir. Öyle ki, geçtiğimiz 20 yılda elektrik piyasasındaki yıllık ortalama büyüme %8 civarında gerçekleşmiş olup, 2002 yılında Türkiye toplam kurulu gücü 34.000 MW düzeyine ulaşmıştır.

2002 yılında kurulu gücün üretici kuruluşlara göre dağılımı şöyledir:

  • EÜAŞ : %66,5
  • AYRICALIKLI ŞİRKETLER : %3,5
  • OTOPRODÜKTÖRLER : %11,5
  • MOBİL : %1,7
  • ÜRETİM ŞİRKETLERİ : %14,7
  • İŞLETME HAKKI DEVRİ : %2,1

2002 yılında EÜAŞ’ın Bağlı Ortaklıklar dahil kurulu gücü ise,

TERMİK          :10.949,6     MW

HİDROLİK       :10.108,7     MW

T O P L A M   :21.058,3     MW

Şimdi sizlere öngörülen yeni Piyasa Yapısına genel bir bakış sunmak istiyorum;

Piyasada; iletim faaliyeti ile birlikte, verimli, istikrarlı ve ekonomik bir sistemin oluşturulması ve korunması için rekabet ortamına uygun bir alt yapının sağlanması, Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezinin işletilmesi, yan hizmetlerin sağlanması Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’ın (TEİAŞ) sorumluluğundadır.

Bilindiği gibi, Kanunda, Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi ile tamamlanan ikili anlaşmalar piyasası öngörülmektedir. Piyasada faaliyet gösterilmesi için seçilen yöntem ise lisanslandırmadır. Sisteme erişim düzenlemeye tabidir.

Piyasa modeli, yeni düzenlemelerin yapılmasının yanı sıra Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezinin piyasa işletmecisi fonksiyonunu yerine getirecek şekilde kurulmasını ve bu Merkeze işlerlik kazandıracak ölçme-iletişim-kontrol alt yapısının belirli bir program çerçevesinde tesis edilmesini de zorunlu kılmaktadır.

Piyasa modelinin ana unsurlarından biri olan ikili anlaşmalar, tüm koşulları ve süresi taraflar arasında serbest olarak belirlenen özel hukuk hükümlerine tabi anlaşmalardır.

İkili anlaşmalarda öngörülen hedef, müşterisinin tüm elektrik enerjisi ihtiyacının tedarikçi tarafından sağlanmasıdır. Müşterilerin zaman içerisinde elektrik enerjisi ihtiyacında oluşabilecek değişimler de bu kapsama girmektedir. Bu nedenle, ikili anlaşmaların, müşterinin yük eğrisini mümkün olduğu kadar karşılayacak şekilde yapılmış olması gerekmektedir.

Bununla birlikte, Dengeleme ve uzlaştırma mekanizmasının tüm unsurları itibarıyla işler hale gelmesine kadar geçecek sürede, piyasa katılımcılarının ikili anlaşmalar konusunda deneyim kazanmaları ve sistem dengesizliğinden kaynaklanan ek maliyetlere aşırı şekilde maruz kalmamaları için, bir tarafı kamu olan ikili anlaşmalar düzenlemeye tabi olacaktır.

Sonuç  olarak;

Reformda başarı sağlanması, tüm piyasa katılımcıları tarafından kabul görmesi ve desteklenmesi ile mümkün olacaktır. Bu doğrultuda serbest piyasaya yumuşak bir geçiş yapılması önemlidir. Piyasa aktörleri arasında yakın işbirliği ve etkin koordinasyon en önemli unsurlardır.

Kamu; kanunun kabulünden bu yana serbest piyasaya geçiş için üzerine düşen bütün görevleri yerine getirmektedir.

Gerek piyasanın en önemli unsurlarından biri olan özelleştirme konusunda, gerekse talebin artması ve arzın yeterli olmaması durumunda ilgili mercilerden gerekli izinler alınarak yeni üretim tesislerinin inşa edilmesi konularında da gelecekte üzerine düşeni eksiksiz olarak yerine getirecektir.